Yeni yıla girerken yaşanan umutların kısa sürede sönmeye veya söndürülmeye çalışmanın egemen olmaya başladığı günlerde olmamıza karşın yine de umutlu olmamız gerekiyor. Amerikalı yaş almış olan kişinin çabaları sonrasında İsrail’in Türkiye’ye kapı komşusu olabileceği birincil konu olarak karşımızda duruyor. Ulusal konuların öyle peynir ekmek gibi yenmeyeceğinin bölgedeki ülkelerin yaklaşımlarına bakılarak değerlendirilmesi eşyanın doğasına aykırıdır. Yeni yılın ilk gününde yapılan Filistin’e destek buluşmasının ne gibi sonuç veya sonuçlara neden olabileceğini önümüzdeki aylarda çok konuşacağız…
Karşımızdaki unsurun bölgede yaşananların peşine takılarak Türkiye’ye karşı gölge oyunu oynuyor gibi çaba içine giriyor olmasının dikkatle izlenmesi gerekiyor. Buna koşut karşımızdaki unsurun önde gidenleri başta müzakerelerdeki Rum baş temsilcisi Andreas Mavroyannis olmak üzere bir taraftan Kıbrıs Konusunun çözümünün Türkiyesiz olamayacağını söylüyor. Bu açıklamasının devamında ise ıslık çalar gibi Ada’nın mutlaka Yunanistan ile birleşmesinin temel konu olduğunu söylüyor. Önümüzdeki 2028 yılında yapılacak olan Rum Cumhurbaşkanlığı seçiminde de aday olduğunu belirtiyordu. Benzer söylemler karşımızdaki unsurun bütün önde gidenlerince yineleniyor.
Şimdi sormak gerekiyor bu kafa yapısındaki yöneticilerle hangi konuda uzlaşılacağı meraka değer doğrusu. Yarım asrı aşan süredir Kıbrıs konusunun çözümü konusunda müzakere süreçleri üzerinde Enosis yaygarası ile tepindikleri sürece Ada’da çözümün olmayacağını bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın, Hristodulidis ile yapmış olduğu görüşmede tamamen iki toplum arasındaki insani sorunların çözülmesine ilişkin önerilerinin dikkate alınması gerekiyor. Her müzakere süreçlerinde siyasi konuları öne çıkararak insani konuları geriye atanların dikkatli olmaları gerekiyor. Ayrıca Ada’nın birleşmesi türküsünü çığıranların Kıbrıs Türk’lerini neden hükümetten attıklarının hesabını vermeleri gerekiyor.
Birleşik Kıbrıs diye ortalıklarda dolaşanların Kıbrıs Türk’lerinin uluslararası hukuktan faydalandıkları haklarını vermeleri gerekiyor mu ne…
Sevgiyle kalınız